Öne Çıkanlar van van edremit ceset sızan ak parti ipekyolu silahlı kavga

Bu haber kez okundu.

Barıştan Taviz Veren Namerttir!

 27.03.2013 tarihinde e-mail yoluyla, Naif Yaşar'a gönderilen ‘ihraç kararında’, İhraç nedeni açıklanmazken, alınan kararın Disiplin üyelerinin tavsiyesi üzerine alındığı belirtildi.

Diyarbakır Newroz’unda, milyonların katılımıyla başlatılan barış havası ülke genelinde, iyimser bir hava yarattı.

Kalıcı Barışın hedef alındığı bu süreç öncesinde, bölge illerinde de, sürece katkı sunma anlamında bir çok etkinlik yapıldı. STK, meslek odaları ve siyasi örgütlenmeler tarafından hayata geçirilen etkinliklerden biri de, Van Elite World Otel’de seksen’i aşkın STK, Meslek Odası ve DKÖ temsilcilerinin katıldığı,’İmralı Görüşmelerine Destek’ toplantısıydı.

12 Ocak 2013 günü bir araya gelen ‘Barış Savunucuları’, sürecin hayat bulması ve hızlandırılması için hazırladıkları ortak basın metnini kamuoyuyla paylaştılar

‘NAİF YAŞAR YAZDI’ EFENDİLERİN!.. BAM TELİNE DOKUNDU

Söz konusu toplantı sonrası Başkalenews.com haber sitesi koordinatörü Naif Yaşar, ‘VATSO, VASİAD, Yandaş Medya, Barıştan Neden Korktular?’ başlıklı bir makale kaleme almış ve  barışa en çok ihtiyaç duyulan bir süreçte içinde Van Gölü Gazeteciler Cemiyetinin de bulunduğu, kurum ve odaları, bildiriye imza atmadıkları için eleştirmişti.

Yüksek okunma oranı ve aldığı yorumlarla ses getiren yazarın makalesinden sonra, VGC yönetimi, Yazar ve site koordinatörü  Naif Yaşar’ın yayın yoluyla, kurumu yıprattığını ve kamuoyu nezdinde küçük düşürdüğünü iddia ederek, kendi üyesi olan Naif YAŞAR’dan savunma istemişti.

Üyesi bulunduğu VGC’nin bu tutumu karşısında, cemiyete bir yazı gönderen Yaşar ‘barışa katkı sunmaktan aciz bir kurumun üyesi olmaktansa istifamın kabulünü bilgilerinize arz ederim’ diyerek istifa etmek istediğini beyan etmişti.

Naif Yaşar'ın talebiyle toplanan VGC yönetimi, 10.03.2013 günü yaptıkları toplantıyla, Naif Yaşar’ın üyeliğinin düşürülmesine karar vermiş ve karar 27.03.2013 günü  e-mail yoluyla kendisine tebliğ edilmiştir.

‘VGC’NİN KARARINA EN GÜZEL CEVAP MAKALEMDİR’

Van Gölü Gazeteciler cemiyetinin aldığı ‘ihrac’ kararı sonrası düşüncelerine baş vurduğumuz, Naif Yaşar “50 yıllık ömrümde iki bahar yaşadım Bunlardan Biri 2013 Diyarbakır Newroz’un da alınan barış kararıdır, diğeri de üyesi olarak, anlamsız bir misyon yüklendiğim Van Gölü Gazeteciler cemiyetinden ihraç edilmemdir. Anaların göz yaşları akıtmasına seyirci kalan bir kurumda olmak , bana vicdan azabı yaşatmaktan başka bir seçenek sunmuyordu. böyle bir kararı verdikleri için kendilerine teşekkür ederim. Onlara verebileceğim en güzel cevap o günkü duruşları karşısında kaleme aldığım makalemdir’ dedi.

VGC’nin bam teline dokunan, yazarımızın o makalesini, bir kez daha siz okurlarımızla paylaşıyoruz.

“VATSO, VASİAD, Yandaş Medya, Barıştan Neden Korktular?”

Van halkı, bu gün bir araya gelerek ‘barış hemen şimdi’ dedi.

Kentin 84 STK ve meslek odası, bu çağrıya imza attı ve ‘Bizler bedeli ne olursa olsun barış istiyoruz ‘dediler.

Çağrı metninde imzası olanlar arasında, kadınlar, Sermaye çevreleri, doktorlar, avukatlar, barış anneleri, şehit aileleri, engeliler, gençler, eğitimciler, sağlıkçılar, esnaflar,kısacası kimi ararsanız vardı.

Anlayacağınız, yıllardır yaşanan savaşta canı yananlar ve barıştan yana yürekleri titreyenler Elite World Otelin toplantı salonundaydılar.

Bunlar ki, karanlık hesapları olmayanlar, rant, koltuk, mevki beklentileri olmayanlardı.

Bunlar ki, dökülen, Türk ve Kürt gençlerinin kanları için yürekleri burkulan, gözleri yaşaranlardı.

Bunların tek bir beklentileri ve çıkarları vardı. O da sadece ve sadece, akan kanın durması, ülkenin, kentin, köyün, mahallenin huzura kavuşması ve insanların barış içinde yaşayabilme umuduydu.

Bu umutlarını yeşertebilmek ve hayata geçirmek için, depremlerin acısını geride bırakan kentte, kapı kapı dolaşmış, ulaşabilecekleri, her kuruma, her derneğe ve her kişiye, giderek ‘barış metninin’ altına imza koymalarını istemişlerdi.

Barıştan yana olan 84 STK’da bu çağrıya icabet ederek ‘barışta bizde varız’ diyerek, çağrı metnine imza atmışlardı.

Ama ne acıdır ki, birileri yine yan çizmiş.

Birileri ki, kendilerini bu kentin en büyük ve en köklü STK’ları olarak görenlerdi.

Birileri ki, yaşanan savaş sürecinde, tepkilerini ortaya koyan ‘biz ölüm istemiyoruz, biz silah istemiyoruz, biz kelepçe istemiyoruz’ diyenlere, ‘siz bu şehri viraneye çevirdiniz, siz esnafa kepenk kapattırarak iflasa sürüklediniz, siz cam kırdınız, siz barışı haykırdınız’diye sitem edenlerdi.

Ve birileri ki, bakanların, valilerin arkasına sıralanarak halka sevimli görünmeye çalışanlardı.

Ve onlar ki, kanın durması, ölümlerin son bulması, anaların nefes alması için başlatılan süreçte, karanlık köşelerine çekilen, kentin kimi sermaye grubu ve yandaş medya temsilcileriydi.

Ya peki, adına VATSO (Van Sanayi VE Ticaret Odası),VASİAD (Van Sanayiciler ve işadamları Derneği),Vangölü Gazeteciler Cemiyeti denilen, bu kurum ve kişiler neredeydiler?

Neden barıştan bu kadar korkmuşlardı?

Onlar değiller miydi  ‘Savaş ortamında esnaf yatırım yapamıyor’ diyenler.

Onlar değiller miydi ‘ Savaş yanlılarına fırsat vermeyeceğiz’ diyenler.

Onlar değiller miydi ‘Bakanların, bürokratların arkasına gizlenerek, bu memlekette huzurun, barışın bozulmasına müsaade etmeyeceğiz’ diyenler.

Peki, barışın bu kadar yakınlaştığı bir süreçte, onlar neden gelip ‘barış’ demediler?

Nelerinden korktular?

Mevkilerinden mi?

Makamlarından mı?

Yoksa rant beklentilerinden mi?

Ben değil, sizde olsanız böyle düşünmez miydiniz?

Bu soruları sormaz mıydınız?

Sayın Nadiroğlu, Senin bu metne imza atmana engel olan sebep neydi?

Birileri mi “sakın ha yapma’ dedi.

Hani sen bu memleketin mutluluğuna, barışına adamıştın kendini?

Hani sen, Ankara’lara gidip, barışın tesisi için, bakanlara, başbakanlara dil dökmüştün.

Ya peki, VASİAD başkanı Çiçeksay, sen değimliydin, bu kentin değerleriyle, sermayene sermaye katan?
Barış değil de, savaş mı senin işine yarar?

Savaşın karanlık girdaplarında mı, köşe olmayı düşünüyorsun?

Barıştan uzaklaşıldığı her adımda, keyfinin kaçacağı bilincinde değimlisin?

Sen, karanlık ortamlarda karanlık çıkarların peşinde olabilirisin, ama bu coğrafyanın yoksul insanları artık karanlık hesaplardan bıktı ve usandı.

İçime sinmese de, sizleri bir yere kadar anlarım, nede olsa sermaye grubusunuz,’kurt sisli havayı sever’ hesabıyla belki de savaş ortamı sizin işinize yarar.

Ya peki yemek masalarına üşüşen, klavye başında oturup, en kanlı süreçlerde dahi sahaya inmeyen yandaş basın siz neredeydiniz?

Hani etiktiniz?

Hani ‘kalemimizi halkın çıkarlarından yana kullanırız’ diye yemin etmiştiniz.

Halkın çıkarlarını yazmak, barışa sırt çevirmek midir?

Etik olmak, pusulara yatıp, savaşı beklemek midir?

Yazıklar olsun.

Yazıklar olsun ki, başında bulunduğunuz kurumun bir üyesiyim.

Artık yazmanın da beyhude olduğuna inanıyorum.

Çünkü akıtılan bu kadar kana, kaybolan bu kadar yaşama rağmen, gözler hala kör, kulaklar hala sağır ve diller hala suskun ise, ne yazsan, ne desen kar etmez.
Siz barışın karşısında duranlara, Elite World Otel salonunda dikkatimi çeken iki anekdotu hatırlatarak, yazıma son vermek istiyorum. Belki sizlerin de dikkatini cezp eder.

1-   Bu savaşa üç çocuğunu Barış anneleri adına konuşan Rukiye Ana yani nam ı diğer Rukiye Aslan, altmış yaşın yorgunluğu ve yüreğindeki acıların ateşiyle “ Ölümler dursun, çocuklarımız ölmesin, dağda ölen gerilla için de, hayatının baharında yaşamını yitiren asker için de ‘ŞEHİT NAMIRIN’ diye sesleniyorum” diye haykırması,
 
2-   Şehit aileleri derneği adına konuşan Van şube başkanı Ahmet Baki’nin ’16 yıl önce bu savaşta ağabeyimi kaybettim. Kimse şehitlerimizi siyasi emellerine malzeme yapmasın, buna artık izin vermiyoruz. Hiç bir ananın ağlamasını istemiyoruz. Çektiğimiz acıları bir biz biliriz. Barış istiyoruz. Barış… Bunun ötesi yok’

Umarım barış çağrısına imza koymayanlar, savaş mağduru bu iki insanın söylemlerinden bir ders çıkarırlar.
Anahtar Kelimeler:
VanNaif Yaşarİshak Kara
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.